Dünya, kıyametten binlerce yıl sonra.
Sayısız teknoloji ve ilerleme, korkunç güçlere sahip korkunç varlıklar olan Spectre'lerin gelip dünyayı yok etmesiyle zaman içinde kaybolmuştu.
Aradan geçen binlerce yıl boyunca insanlık kendini yeniden inşa etti ama hep yeniden öldü.
Kimse geçmişi hatırlamıyor.
Kimse insanlığın bir zamanlar neler başardığını hatırlamıyor.
Artık herkes Hortlakların hüküm sürdüğü bir dünyada yaşıyor.
-----
Hafızasını kaybetmiş bir çocuk, Crimson Fungus City'nin en kötü bölgesi olan Dregs'in ortasında uyanır.
Çocuk büyür ve var olan en prestijli işlerden biri olan, Hayaletlerin güçlerini toplayabilen Zephyx Extractor sınavını geçecek kadar güçlü olmayı başarır.
Ne yazık ki, geçmişte bir Hortlaktan zaten bir güç kazanmıştır, bu da onu pozisyon için uygunsuz hale getirmiştir.
Ama sonra, gizemli bir adam onu ziyaret eder.
Ve sonunda şansı döner.
Düşüncelerinizi başkalarıyla paylaşın
Hikaye gerçekten beni içine çekti. Yazarın dili akıcı, karakterlerin duyguları ise o kadar derin ve gerçekçi ki bazen okurken durup düşündüğüm anlar oldu. Özellikle bazı sahneler o kadar etkileyiciydi ki uzun süre aklımdan çıkmadı.
Hikayenin gidişatı tam anlamıyla sürükleyici ve her yeni bölümde merakım daha da artıyor. Şu an bir sonraki bölümü heyecanla bekliyorum. Kesinlikle şans verilmesi gereken bir kitap.
Kesinlikle katılıyorum bazen bende eçvirmeyi unutup iki üç bölüm kadar okumaya devam ettiğim oldu hikayesi mükemmel
Kesinlikle harikulade..
Bu yazarın şu novelini de okuyabilirsin "Sword god in a world of magic" güzeldir.
Yaratılan dünyayı çok beğendim. Filmi çekilecek kalitede.
Keşke
Güzel ve akıcı bir seri
Bu evrenin kıyamet sonrası atmosferi ve "Spectre"lar ile "Zephyx Extractor" gibi kavramlar, ilginç bir temel oluşturuyor. Nick'in geçmişini kaybetmiş, Hortlak gücüyle bağlantılı ama yine de en prestijli işlerden birine talip olması, karakter için merak uyandırıcı bir başlangıç. Özellikle Nick'in son bölümlerdeki soğukkanlılığı ve empati yoksunluğu, onu tahmin edilemez kılıyor. "Çığlık Çeken Tabut" ve "Dreamer'ın Muhafaza Birimi" gibi detaylar, dünyanın karanlık ve mekanik yüzünü yansıtıyor. Ancak, Nick'in motivasyonları ve iç dünyası, özellikle de "göğsündeki karanlık delik" gibi ifadelerle, henüz tam olarak açığa çıkmış değil; bu, hikayenin ilerleyişi için büyük bir potansiyel taşıyor. Belki bazı noktalarda diyaloglar biraz daha doğal akabilir, ancak genel olarak atmosfer ve gizem duygusu güçlü.
Aynen katılıyorum, özellikle Nick'in soğukkanlılığı ile "göğsündeki karanlık delik" arasındaki tezat hikayenin en merak uyandıran kısmı. O diyaloglar konusunda da haklısın, ama şu anki gizem ve atmosfer o küçük pürüzleri unutturuyor; bakalım ileride bu boşluklar nasıl dolacak.