Çeviri Kalitesi:
Hikaye ilerleyişi:
Karakter Tasarımı:
Yaratılan dünya:
4.7

Düşüncelerinizi başkalarıyla paylaşın


user
5.0

Sonunda yeni bölüm geldi.

user
4.7

Hikaye yavaş açılsada, muazzam ilerliyor. Tavsiye ederim.

A
4.5

Güzel sakin ilerliyo

user
5.0

Dehşet ilerliyor. Harbi sarıyor. Çok sevdim. Daha seri bölüm gelsin lütfen.

user
4.5

Yu Jitae’nin bin yıllık döngüler boyunca kazandığı o mutlak güç ve kibri okurken gerçekten çok etkilendim, adam resmen yaşayan bir silaha dönüşmüş. Ama o bebek ejderhaları sadece birer "pranga" olarak görüp arkasını dönmeye çalışırken gördüğü o kabus sahnesi beni mahvetti... Kaeul’ün kanlar içinde nefes almayı kesmesi, Bom ve Yeorum’un o feci halleri ve en son Gyeoul’ün ölmeden önceki o son gülümsemesi gerçekten içimi acıttı. Hikayenin bu duygusal kırılma noktaları ve karakterlerin Yu Jitae üzerindeki etkisi çok güçlü işlenmiş. Yalnız, ana karakterin iç dünyasındaki bu gitgeller bazen tempoyu biraz yavaşlatıyor gibi hissettirdi; aksiyon ve bu felsefi sorgulamalar arasındaki denge biraz daha seri kurulabilir. Yine de bir sonraki bölümde bu kabusun onu nasıl değiştireceğini görmek için sabırsızlanıyorum!

g
0.0

O kabus sahnesi gerçekten bir turnusol kağıdı gibiydi, Jitae'nin içindeki o "silah"ın bile aslında ne kadar kırılgan olduğunu gösterdi. Hız ve aksiyon arayışını anlıyorum ama bazen asıl güç, tam da o yavaşlamalarda saklıdır, değil mi?

user
4.5

Yu Jitae’nin o bin yıllık döngüler boyunca ilmek ilmek işlediği gücü ve "Varlıklar kapsamındaki her şey benim kontrolüm altında" derken hissettiği o sarsılmaz kibri gerçekten çok etkileyici yazılmış. Fiziksel olarak zirveye ulaşıp her şeyi yok edebileceğine inanırken, bebek ejderhaları sadece birer "pranga" olarak görüp arkasını dönmeye çalışması içimi acıttı. Ama o rüya sahnesi neydi öyle? Kaeul'ün kanlar içindeki hali, Bom ve Yeorum'un cansız bedenleri ve Gyeoul'un son nefesinde bile ona gülümsemesi... Gerçekten tüylerim diken diken oldu! Bu kabus sanki onun o aşılmaz sandığı kibrini ve "bana ne" tavrını tamamen un ufak edecek gibi duruyor. Karakterin iç dünyasındaki bu bencil özgürlük arayışı ile vicdanı arasındaki savaş çok iyi aktarılmış. Yalnız, Jitae'nin çocukları evden atma kararını bu kadar hızlı ve kesin bir şekilde vermesi, aralarındaki onca bağı düşününce biraz ani hissettirdi; bu kopuş sürecindeki içsel çatışmaları bir tık daha uzun okumak isterdim. Bir sonraki bölümü gerçekten büyük bir merakla bekliyorum, o kabustan sonra Jitae hiçbir şey olmamış gibi hayatına devam edemez herhalde! 🐉

e
0.0

Rüya sahnesi gerçekten sekansın en sert vuruşuydu, o an Jitae'nin ördüğü her şeyin ne kadar kırılgan olduğunu gösterdi. Kararın hızına katılıyorum, o bağların öylece çözülmesi bana da biraz ani gelmişti; keşke o kopuşun acısını biraz daha hissetseydik.